Avrupa Yeşil Mutabakatı ihracatımız için yaklaşan bir kriz mi yoksa fırsat mı?


Ayşegül AK

Ayşegül AK

Okunma 07 Ocak 2021, 00:25

Avrupa Yeşil Mutabakatı, özünde Paris İklim Anlaşması’nın öne sürdüğü felsefeye dayanır. Paris İklim Anlaşması, 2020 sonrası süreçte yenilenebilir enerjiye yönelinmesini, sera gazı salınımlarının ve fosil yakıt kullanımının azaltılmasını hedefleyerek yüz yılın sonunda küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulmasını amaçlar.

Avrupa Komisyonu tarafından 11 Aralık 2019 tarihinde Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) duyurusu yapıldı. Duyuruda, iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın tüm dünya için bir tehdit oluşturması ve bu zorlukların üstesinden gelmek için Avrupa Birliği oluşumunu modern, kaynak verimli ve rekabetçi bir ekonomiye dönüştüren yeni bir büyüme stratejisine ihtiyaç duyulduğu belirtildi. AYM ile Avrupa Birliği sanayisinin 2050 yılına kadar dönüşümü ve bu yıla kadar; net sera gazı emisyonlarının sıfıra indirilmesi,ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrılması, hiç kimsenin ve hiçbir yerin bu politikadan ayrı tutulmaması stratejileri ortaya kondu. Anlaşma, ülkemiz tarafından imzalanmasına rağmen meclis tarafından henüz onaylanmasa da duyurusu yapılan mutabakat sonucu, bu yolda somut adımların atılması beklenmektedir.

AYM’nin temel hedefleri

AYM’nın getirdikleri, sürdürülebilirlik kapsamında değerlendirilebilen ve tüm üretim süreçlerine etki edecek bir yol haritası niteliğindedir. Enerji yoğun sektörlerin modernizasyonu ve karbonsuzlaştırılmasının en önemli öncelik hâline getirilmesi, yenilenebilir enerji endüstrisine daha stratejik bir yaklaşım geliştirilmesi ve düşük karbonlu enerjinin rekabet edebilir fiyatlar karşılığı sağlanması, sürdürülebilirlik için kimya stratejisinin adapte edilmesi, inşaat malzemelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve “Renovasyon Dalgası” inisiyatifinin hayata geçirilmesi, “Adil Geçiş Mekanizması” ile karbon yoğun sektörlerin adil dönüşümüne 100 milyar euro kaynak ayrılması, yenilenebilir enerji endüstrisine daha stratejik bir yaklaşım geliştirilmesi ve düşük karbonlu enerjinin rekabet edebilir fiyatlar karşılığı sağlanması,  komisyonun temiz hidrojen vizyonunu ortaya koyan yeni bir “akıllı sektör entegrasyonu stratejisi” ile tüm enerji kaynaklarının farklı sektörler ile bağlantılı olarak etkin kullanımı,  “Sürdürülebilir ve Akıllı Ulaşım için Kapsamlı Strateji” ile taşımacılık sektöründe uluslararası standartların yeniden şekillendirilmesi, karbon kaçağı ile mücadele amacıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın DTÖ kurallarına uygun olarak tesis edilmesi, ortak bir Avrupa Enerji Verisi Alanı tesis edilerek enerji sektörünün yenilikçi kapasitesinin artırılması amacıyla veri teknolojilerinden faydalanılması, Trans-Avrupa Ağı Enerji Tüzüğü’nün revize edilmesi gibi hedefler AYM’nin temelini oluştururlar.

Belirli koşulları gerçekleştirmek gerekecek

Peki ülkemiz için AYM yaklaşmakta olan bir kriz mi, fırsat mı? Ana ihraç pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapabilmek için örneğin karbon salınım düzeyi gibi belirli kriterlere uygun olma koşullarını gerçekleştirmek gerekecek. Ayrıca ABD’de seçimleri Joe Biden’ın kazanmış olmasının, bu süreci hızlandıracağını veya en azından destekleyeceğini söyleyebiliriz; çünkü Biden seçim çalışmaları sırasında yeşil mutabakat vurgusu yapmış ve tam anlamıyla uygulanması sözünü 2050 yılından 2035’e çekmişti ve temiz enerjiye yönelik altyapılar için de 2 trilyon dolarlık bir bütçe ayırdığını duyurmuştu.

Pazar kaybı olabilir

Tüm bu gelişmeler, adım adım ticaret yaptığımız ülkelerin çevreye duyarlı üretim konusunda katı kriterler belirleyeceği ve iyileştirme çalışmaları yapmadığımız takdirde pazar kaybedeceğimiz sonucunu doğurabilecektir. Eko etiketleme için yeni standartlar getirilmesi ve sınırda karbon düzenlemesi bu alanda uyum sürecini tamamlayamayanlar için kuşkusuz bir risktir. İhracatımız içindeki yüzde 55 düzeyindeki ağırlığıyla Avrupa Birliği için sınırda karbon düzenlemesi ek ithalat vergisi anlamına gelecektir. İhracat yapan 27 sektör için dönüştürücü politikalar, teşvikler ve yatırımlar devreye girmediği takdirde pazar kaybı olacağı açıktır. AYM’nın ülkemize getireceği fırsatlar ise; Avrupa kıtasını iklim nötr hâle getirmek konusundaki genel hedefi ile uyumlu Ar-Ge ve yenilik projelerini desteklemek, tüm sektörlerde temiz enerji yatırımlarına yönelmek, karbon ayak izini azaltacak girdiden çıktıya üretim süreçlerinde dönüşümü sağlamak, böylelikle mevcut rakipler arasından sıyrılarak ihracat pazar payını artırmak olacaktır.

Avrupa Yeşil Mutabakatı, özünde Paris İklim Anlaşması’nın öne sürdüğü felsefeye dayanır. Paris İklim Anlaşması, 2020 sonrası süreçte yenilenebilir enerjiye yönelinmesini, sera gazı salınımlarının ve fosil yakıt kullanımının azaltılmasını hedefleyerek yüz yılın sonunda küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulmasını amaçlar.

Avrupa Komisyonu tarafından 11 Aralık 2019 tarihinde Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) duyurusu yapıldı. Duyuruda, iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın tüm dünya için bir tehdit oluşturması ve bu zorlukların üstesinden gelmek için Avrupa Birliği oluşumunu modern, kaynak verimli ve rekabetçi bir ekonomiye dönüştüren yeni bir büyüme stratejisine ihtiyaç duyulduğu belirtildi. AYM ile Avrupa Birliği sanayisinin 2050 yılına kadar dönüşümü ve bu yıla kadar; net sera gazı emisyonlarının sıfıra indirilmesi,ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrılması, hiç kimsenin ve hiçbir yerin bu politikadan ayrı tutulmaması stratejileri ortaya kondu. Anlaşma, ülkemiz tarafından imzalanmasına rağmen meclis tarafından henüz onaylanmasa da duyurusu yapılan mutabakat sonucu, bu yolda somut adımların atılması beklenmektedir.

AYM’nin temel hedefleri

AYM’nın getirdikleri, sürdürülebilirlik kapsamında değerlendirilebilen ve tüm üretim süreçlerine etki edecek bir yol haritası niteliğindedir. Enerji yoğun sektörlerin modernizasyonu ve karbonsuzlaştırılmasının en önemli öncelik hâline getirilmesi, yenilenebilir enerji endüstrisine daha stratejik bir yaklaşım geliştirilmesi ve düşük karbonlu enerjinin rekabet edebilir fiyatlar karşılığı sağlanması, sürdürülebilirlik için kimya stratejisinin adapte edilmesi, inşaat malzemelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve “Renovasyon Dalgası” inisiyatifinin hayata geçirilmesi, “Adil Geçiş Mekanizması” ile karbon yoğun sektörlerin adil dönüşümüne 100 milyar euro kaynak ayrılması, yenilenebilir enerji endüstrisine daha stratejik bir yaklaşım geliştirilmesi ve düşük karbonlu enerjinin rekabet edebilir fiyatlar karşılığı sağlanması,  komisyonun temiz hidrojen vizyonunu ortaya koyan yeni bir “akıllı sektör entegrasyonu stratejisi” ile tüm enerji kaynaklarının farklı sektörler ile bağlantılı olarak etkin kullanımı,  “Sürdürülebilir ve Akıllı Ulaşım için Kapsamlı Strateji” ile taşımacılık sektöründe uluslararası standartların yeniden şekillendirilmesi, karbon kaçağı ile mücadele amacıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın DTÖ kurallarına uygun olarak tesis edilmesi, ortak bir Avrupa Enerji Verisi Alanı tesis edilerek enerji sektörünün yenilikçi kapasitesinin artırılması amacıyla veri teknolojilerinden faydalanılması, Trans-Avrupa Ağı Enerji Tüzüğü’nün revize edilmesi gibi hedefler AYM’nin temelini oluştururlar.

Belirli koşulları gerçekleştirmek gerekecek

Peki ülkemiz için AYM yaklaşmakta olan bir kriz mi, fırsat mı? Ana ihraç pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapabilmek için örneğin karbon salınım düzeyi gibi belirli kriterlere uygun olma koşullarını gerçekleştirmek gerekecek. Ayrıca ABD’de seçimleri Joe Biden’ın kazanmış olmasının, bu süreci hızlandıracağını veya en azından destekleyeceğini söyleyebiliriz; çünkü Biden seçim çalışmaları sırasında yeşil mutabakat vurgusu yapmış ve tam anlamıyla uygulanması sözünü 2050 yılından 2035’e çekmişti ve temiz enerjiye yönelik altyapılar için de 2 trilyon dolarlık bir bütçe ayırdığını duyurmuştu.

Pazar kaybı olabilir

Tüm bu gelişmeler, adım adım ticaret yaptığımız ülkelerin çevreye duyarlı üretim konusunda katı kriterler belirleyeceği ve iyileştirme çalışmaları yapmadığımız takdirde pazar kaybedeceğimiz sonucunu doğurabilecektir. Eko etiketleme için yeni standartlar getirilmesi ve sınırda karbon düzenlemesi bu alanda uyum sürecini tamamlayamayanlar için kuşkusuz bir risktir. İhracatımız içindeki yüzde 55 düzeyindeki ağırlığıyla Avrupa Birliği için sınırda karbon düzenlemesi ek ithalat vergisi anlamına gelecektir. İhracat yapan 27 sektör için dönüştürücü politikalar, teşvikler ve yatırımlar devreye girmediği takdirde pazar kaybı olacağı açıktır. AYM’nın ülkemize getireceği fırsatlar ise; Avrupa kıtasını iklim nötr hâle getirmek konusundaki genel hedefi ile uyumlu Ar-Ge ve yenilik projelerini desteklemek, tüm sektörlerde temiz enerji yatırımlarına yönelmek, karbon ayak izini azaltacak girdiden çıktıya üretim süreçlerinde dönüşümü sağlamak, böylelikle mevcut rakipler arasından sıyrılarak ihracat pazar payını artırmak olacaktır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.