Aile Şirketlerinin Dağılması Bir Kader mi

Yılmaz Sönmez- Yönetim Danışmanı-Yazar, Aile Şirketleri Yönetim Uzmanı, Grafoloji Adli Bilirkişisi

0
1169
Aile Şirketi

 

Ortak Akıl Yönetim Danışmanlık, başta aile işletmeleri olmak üzere özellikle üretim yapan otomotiv, tekstil, hazır giyim, ayakkabı, gıda, inşaat, mobilya, lojistik ve hizmet sektörlerin başvurduğu saha uygulamalı danışmanlık firması olmasının avantaj ve farklılığını yaşatıyor. Yönetim Danışmanı Yılmaz Sönmez, bize aile şirketleri hakkında çok detaylı bilgiler verdi…

Aile Şirketleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın bir şirket şeklidir.  Fortune 500 içinde yer alan şirketlerin % 40’ından fazlasının aile şirketi olduğu bilinmektedir. Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından yayınlanan “Aile Şirketleri: Değişim ve Süreklilik” konulu raporda da söz edildiği gibi, dünyadaki işletmelerin yüzde 65-80`inin aile şirketi olduğu anlaşılıyor. Rapordan da anlaşıldığına göre, aile şirketlerinin ortalama yaşam süresi 24 yıl olup, aile şirketlerinin onda yedisi ikinci kuşağa geçememektedir. Başka bir deyişle Dünyadaki her 10 aile şirketinden sadece 3 tanesi ikinci kuşağa devredilebiliyor. Bunların da aşağı yukarı yarısı üçüncü kuşağa kalmadan yok olup gitmektedirler.

Ailede sorunlar tam olarak nasıl ve ne zaman baş göstermeye başlıyor?

Değişimi yönetemeyenler işletmelerini profesyonel bir şirket gibi değil, aile gibi yönetiyorlar! İlk yıllarda aile büyüğünün coşkulu ve hırslı girişimciliği varken yaşamadığı problemler; kendisinin yorgunluğu ye da yaşlanmasıyla çocuklarına ve/veya kardeşlerine şirketi bırakması, onların da kendi aralarındaki yetki karmaşası, hatta çatışmaları ve bir süre sonra üçüncü kuşağın yetişmesiyle problemler daha da katlanmaya başlıyor. Aile içinde kardeşler, eltiler, görümceler ve yeğenler arasında yaşanan çekişmelerin yaşanmasının coğrafi sınırların yok olduğu bir dönemde olması ise, aile şirketlerini “YE” ya da “YEM OL” seçeneği ile karşı karşıya getiriyor.

Şahit olduğum patronlar, “Hocam, ben lise mezunuyum ve tezgahtarlıktan fabrika sahibi oldum. Büyüyorum, ancak benim bilgi ve deneyimim ile şirketimi yönetmem mümkün görünmüyor. Ya kurumsallaşarak gelişimi yöneteceğim ya da küçüleceğim” dediklerini biliyorum.

img_1445-copy

Neler Yapılmalı? Kurumsallaşmalı mı? 

Hem “evet” hem de “hayır”

“Evet”, çünkü gelecek kuşaklara sistem kurmuş ve küresel rekabete dayanıklı “uzun erimli” bir şirketi miras bırakmak.

“Hayır”. Kurumsallaşacağız diye, danışmanın aileyi, çalışanları ve yöresel özellikleri bilmeden ve tanımadan; başka bir deyişle mevcut dinamikleri gözardı etmesi sonucu işleyen sistemi bozma riski. O halde?

Elbette sistem peşinde koşacağız ve kurumsallaşacağız. Gelecek kuşakların yol haritasını çizeceğiz; bu anlamda Aile Konsey’ini kuracağız ve Aile Anayasası’nı oluşturacağız ki, geleceğe güvenle bakalım, huzurlu olalım ve gönlümüz rahat etsin. Peki, Aile Anayasası tek başına kesin bir çözüm mü?

İşadamına soruyorum, niçin kurumsallaşmak istiyorsunuz? Cevap çok net ve belirgin, “gelişmek için”. Bunun üzerine onlara soruyorum; “Gelişmek için değişmek gerekir, değişime hazır mısınız?” Tekrar soruyorlar Değişim Nedir? “Değişim, öndekileri yakalama yarışıdır”, “alışkanlıkları sorgulama alışkanlığıdır” diyorum.

Aile içerdeki ve dışarıdaki değişimleri göremiyor…

Değişim şarttır. Zira dünkü bilgi ve deneyimlerimizle bugünü ve yarını yönetmemiz mümkün görünmüyor. Önce patronlara ve beraberindeki yöneticilere “alışkanlıkları gözden geçirme alışkanlığı kazandırmak” olmalıdır. Başka bir deyişle çalışanların dediği gibi “Hocam biz değişime ve talimatlara uymaya hazırız, önemli olan patronun ve tepe yönetimin değişmesidir”.

 Bunun için;    

  • Yönetim tarzımızda,
  • İş yapış yöntemlerimizde,
  • Organizasyonel yapılanmamızda,
  • Üretim sistemlerimizde,
  • İnsan ilişkilerimizde,
  • Düşünce tarzımızda değişim şart. Aksi halde ölecektir. 

Her Aileye Bir Anayasa Şart mı?

Her aile şirketi için aynı saptama doğru olmayabilir. Ancak, sorunlar çok benzer… Kurucu, çocuklar, kuzenler ve damatlar derken, aile hızla büyüyor. Karar alma, yeni bireylerin yönetime katılması ve sonraki kuşağın durumu… Her yerde durum aynı. Dünyanın önde gelen şirketlerinin yöntemi, son yıllarda Türkiye’de de uygulanıyor. Önce bir “Aile Anayasası” hazırlanıyor, ardından “Aile Konseyi” (Meclisi) oluşturuluyor. Böylece, yaşanan klasik sorunların önüne geçiliyor, kalıcılık sağlanıyor.

Aile Şirketlerinin Başarısızlıkları Neye Bağlıyorsunuz?

Yeni ürün ve yeni iş modelleri geliştirmede karşılaşılan güçlükler, Sermaye yetersizliği, Stratejik düşünememe, Kötü yönetim alışkanlıkları ve kurumsallaşamama, İyi bir belge ve bilgi akışı sağlayamama, Maliyetleri kontrol edememe, Şirketi iyi bir fiyata satıp rahat etme isteği, Piyasalardaki değişimleri gözlemleme ve tahmin etmede yetersiz olması, Şirket içi raporlamada yetersizliği ve hesap sormadaki eksiklikler, İşin ve ailenin ihtiyaçları arasındaki çelişkiler bulunması, Bir sonraki kuşağa devir planlamasının yapılmaması, Aile liderinin işi zamanında terk edememesi, Kardeşler veya kuzenler arasındaki rekabet, veliahdın kabul edilmemesi gibi sorunları sayabiliriz.

Siz aile şirketlerinin kurumsallaşması konusunda uzman birisiniz, konunuzla ilgili önemli kitaplarınız var. Hangi hizmetleri veriyorsunuz?

Aile Anayasasını hazırlama danışmanlığı, Yeniden yapılandırma danışmanlığı, İnsan kaynakları danışmanlığı, Eğitim ve İstihdam danışmanlığı vermekteyiz.

Ortak Akıl Yönetim Danışmanlık olarak, 2007 yılında başta aile şirketleri olmak üzere her ölçekte her sektöre değer oluşturmaya yönelik hizmetleri sunmak için kurulmuş bir danışmanlık şirketidir. Başta Aile İşletmeleri olmak üzere her işletmeyi kurumsallaşma süreciyle tanıştırmayı ve uzun ömürlü olmalarını sağlamak temel hedef olarak belirlemiştir.

Bugüne kadar 300 den fazla projeye imza atmıştır. 550 firmaya Kurumsal Check-Up danışmanlığı yapmıştır. 75 aileye ‘Aile Anayasasını’ hazırlamıştır. 1250 seminer-konferans vermiştir.10.000 den fazla mülakat yapmış, 1150 den fazla işe seçme ve yerleştirme hizmeti vermiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here