Allianz Türkiye CEO'su Aylin Somersan Coqui: 'Sigorta, KOBİ'lerin devamlılığı için lüks değil; şart'

Sigorta ve bireysel emeklilik alanlarında, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden olan Allianz Türkiye’nin CEO’su Aylin Somersan Coqui; Al

Allianz Türkiye CEO'su Aylin Somersan Coqui: 'Sigorta, KOBİ'lerin devamlılığı için lüks değil; şart'
08 Eylül 2017 Cuma 12:51

Sigorta ve bireysel emeklilik alanlarında, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden olan Allianz Türkiye’nin CEO’su Aylin Somersan Coqui; Allianz Türkiye’nin yeni projelerini, Türkiye’de sektörün durumunu ve iş hayatında başarılı olmanın sırlarını paylaşıyor.  Sigorta yaptırmanın önemine de dikkat çeken CEO, sigortanın KOBİ’lerin devamlılığı için lüks değil, şart olduğunu söylüyor.

Allianz Türkiye olarak, uzun yıllardır önemli yatırımlar yaparak fark yaratıyorsunuz. Sektöre sunduğunuz çözümlerden bahseder misiniz?

Müşterilerimizin hayat döngüsü içinde değişen tüm sigorta ihtiyaçlarına uygun çözümlerimiz bulunuyor. Allianz olarak, bireylerin sevdiklerini ve kendilerini güvence altına alabilecekleri çeşitli hayat sigortası ürünlerimizle, emeklilik dönemi için ise farklı ihtiyaç ve beklentiye uygun bireysel emeklilik planlarımızla herkese hitap ediyoruz. Allianz Grubu ve Allianz Türkiye olarak, 2008’den bu yana ülkemize 3 milyar 500 milyon liradan fazla yatırım yaptık. Önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla yatırımlarımızı sürdürüp, faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda sürdürülebilir büyümeyi hedefliyoruz. Sağlık sigortacılığında, müşterilerimizin yıllar içinde değişen ihtiyaçlarına yönelik birçok yenilikçi ürün ve teknolojiyle harmanladığımız Dr. Allianz, Evimde Güvendeyim, Sağlık Destek Programı, Sağlık Hızlı Hasar Bildirim gibi hizmetlerimizle müşterilerimizin hayatlarını kolaylaştırıyoruz.

Sizce bugün, Türkiye’de sigorta sektörünün durumu nasıl? Yurt dışıyla karşılaştırınca ne gibi eksikler var?

Kişi başına düşen ortalama sigorta harcaması Avrupa’da yaklaşık 1850, dünya genelinde ise 650 dolar iken Türkiye’de sadece 160 dolar düzeyinde kalıyor. Yine Avrupa ve dünya genelinde sigorta penetrasyonu yüzde 6 seviyesinin üzerinde iken bu rakam ülkemizde yüzde 1,5 oranında. Özel sağlık sigortalarının ülkemizdeki payı da yüzde 3’lük seviyesi ile OECD ortalaması olan yüzde 19’a göre oldukça düşük bir seviyede. Bu noktada temel etken, ülkemizde sigorta bilincinin oldukça düşük olması. Ancak biz bu rakamları gelişme potansiyelinin bir göstergesi olarak yorumluyoruz. Özellikle Türkiye’deki genç nüfus, düşük sigortalılık oranı, çalışma hayatındaki iş gücü ile bireysel ve yurtiçi tasarrufların artırılmasına yönelik olumlu eğilimleri dikkate aldığımızda, ülkemizde sigorta sektörünün büyüme potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Bu alanda, eksikliklerin giderilmesine yönelik hangi adımlar atılıyor?

Sigorta bilincinin ve sahipliğinin, buna bağlı olarak da bireysel tasarrufların artırılarak sigortanın daha geniş kitlelere yayılması için son yıllarda atılan çok önemli adımlar var. Bireysel emeklilik alanında devletin yüzde 25’lik devlet katkısı gibi dünyada bir örneği olmayan katkısını ve otomatik katılım gibi düzenlemeleri bu hamleler arasında sayabiliriz. Önümüzdeki dönemde de sigortalılık bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik bir dizi çalışmaya ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Özellikle, başta sigorta şirketleri olmak üzere Türkiye Sigorta Birliği, Hazine Müsteşarlığı ve diğer devlet organlarının sigortalılığı yaygınlaştıracak önlem ve teşvikleri düzenli olarak ele alması gerekiyor.

Sizce sigortanın KOBİ’ler için önemi nedir?

Sigorta KOBİ’lerin devamlılığı için lüks değil, şart... KOBİ’ler ülke ekonomimizde son derece önemli bir yere sahip. Yapılarını fiziki, coğrafi risklere ve dünyadaki her türlü politik ve ekonomik gelişmelere karşı korumak zorundalar. Sigortacılık ve risk verileri açısından baktığımızda, neredeyse her iki KOBİ’den birinin sigortasız ve tamamen riske açık olduğunu görüyoruz. KOBİ’ler için doğal afetler, yangın, hırsızlık, itibar zedelenmesi gibi faktörler en çok karşılaşılan riskler arasında yer alıyor. KOBİ'lerin uğradıkları hasarlar tek başına ağır maddi kayıplara neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda yürüyen işleri uzun süreler boyunca kesintiye uğratarak, maddi kayıpların boyutlarını daha da artırıyor. Sigorta, tam da bu noktada devreye giriyor. Hasar gerçekleştikten sonra zararı maddi olarak karşılamanın yanı sıra, sigorta şirketleri olası riskleri analiz edip gerekli önlemlerin alınması yönünde de KOBİ’lere destek oluyor.

Allianz Türkiye olarak, KOBİ’lere hangi hizmetleri sunuyorsunuz?

Biz Allianz Türkiye olarak, risk uzmanlarımız ile KOBİ’lere Risk Yönetimi eğitimi veriyor, İş Güvenliği alanındaki tecrübelerimizi paylaşıyoruz. Bugüne kadar tarımdan nakliyata, doğal afetten yangına birçok alanda yaptığımız hasar ve tazminat ödemeleri on binlerce kişinin geleceğini, ekmeğini, işini, sağlığını kurtardı. Bu veriler sigortanın, boşa harcanan bir lüks olmadığını, sigortanın görevinin işinizi gücünüzü, sağlığınızı, geleceğinizi güvence altına almak olduğunu çok net gösteriyor.

Otomatik katılımda sağladığınız kolaylıklar neler?

Otomatik katılımda çalışanlar, işverenler tarafından sisteme dahil ediliyor, ancak sistemden çıkışlar çalışanlar tarafından yapılıyor. Bu nedenle Allianz olarak stratejimizi hem işverenler hem de çalışanları odağımıza alarak oluşturduk. İşverenlere özel, bir portal hazırladık. Otomatik katılımla, sisteme dahil olan çalışanların sistemde kalmalarına yönelik olarak, tutundurma çalışmalarının son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden, katılımcılara her türlü işlemlerini kolaylıkla yapabilecekleri bir altyapı sunuyoruz. Acente ve bankasürans ortaklarımız dahil olmak üzere tüm dağıtım kanallarımızı otomatik katılım süreci ile ilgili bilgilendirdik. Çapraz satış uygulamalarını da devreye alacağımız nitelikte planlamalarımızı yaptık. Ayrıca, otomatik katılımı hem çalışanlar hem de işverenler için cazip kılacak şekilde hizmet kalitemizi üst seviyeye çıkardık.

Sektöre yönelik 2017 yılı projelerinizi anlatır mısınız?

Sigorta sektöründe, hedeflerimiz çok net: Allianz Grubu’nun 150 yeşil ürünlerinden üçünü Türkiye’de de hayata geçirmek, şirketin hedef kartlarına sürdürülebilirlik kriterleri koyabilmek adına tüm adımlarımızı raporlamak ve sektörün “ilk” uluslararası sürdürülebilirlik raporunu yayınlamak. Bireysel emeklilik tarafında ise,  bu yılın başında başlayan otomatik katılım uygulamasında gerek işverenler gerekse çalışanlar açısından hayatları kolaylaştıracak, sektörde benzeri olmayan bir altyapı ve uygulama geliştirdik. Bu alanda da güçlü banka dağıtım kanallarımız ve kurumsal sigortalardaki güçlü pazar payımızla önemli bir rol üstleniyoruz. Bu yıl odağımızda olan konuların başında, yaklaşık 110 milyon Türk lirası yatırım kararıyla İzmir’de kurmaya başladığımız operasyon merkezimiz Allianz Kampüs geliyor.

Bu projenizden bahseder misiniz?

Allianz Türkiye olarak, önümüzdeki dönem büyüme öngörülerimiz, iş sürekliliği odağımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla, büyüyen şirketimizin gelişen ihtiyaçlarını karşılamak üzere bölgesel yatırım kararı aldık. Allianz Kampüs, İzmir’de 17 dönümlük bir arazi üzerine inşa ediliyor. Lokasyon olarak, havaalanına yakın bir mesafede, ticari ve konut alanlarının yoğunlaştığı bir bölgede olacak. Kampüs binamızın mimari projesi de tüm iş süreçlerimizin temeline oturttuğumuz sürdürülebilirlik ilkelerine uygun bir tasarımla, doğa ve çalışan dostu olarak dizayn edildi. İç yapısı; rahat, özgür, esnek ve sosyal yeni nesil bir çalışma ortamına öncülük edecekken, dışında da açıkhava spor sahaları ve bolca yeşil alan olacak. 2018’in ilk yarısında inşaasının tamamlanarak faaliyete geçmesini ve 2018 sonuna kadar da tüm operasyonlarımızın Allianz Kampüs’e taşınmasını hedefliyoruz.

Bu projenizle nasıl bir istihdam sağlayacaksınız?

Allianz Kampüs’e ilk etapta 650, sonrasında kademeli olarak uzun vadede 1100 kişilik bir istihdam sağlayacağız. Hem yeni mezunları, hem de farklı sektörlerden profesyonelleri aramızda görmek istiyoruz. İşe yerleştirmelerimizin yüzde 70’ini yeni mezunlar oluşturacak ve bu adayları; çağrı merkezi, elementer, sağlık, hayat ve emeklilik operasyon bölümlerinde değerlendireceğiz.

Türkiye’de kadın yöneticilerin oranı sizce yeterli mi? Allianz’da bu oran nasıl?

Birçok araştırma ve rapora baktığımızda, Türkiye’de kadının ekonomiye ve iş gücüne katılımına ilişkin karamsar rakamlar görüyoruz. Ancak, iyi eğitim almış ve başarılı kadın yöneticilerin kariyer yolunun, ülkemizde birçok ülkeye göre çok daha açık olduğuna inanıyorum. Allianz Türkiye, kadına verdiği değerin bir göstergesi olarak Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenme Prensipleri’ni imzalayan ülkemizdeki “ilk” sigorta şirketi. Şirket bünyemizde çalışanların yüzde 61’ini kadınlar oluşturuyor. Liderlerimizin, yöneticilerimizin de yüzde 40’ı kadın. Allianz Sigorta ile Allianz Hayat ve Emeklilik şirketlerinin 10 kişilik yönetim kurulunda ben dahil dört, Allianz Yaşam Emeklilik’in 8 kişilik yönetim kurulunda ise benimle birlikte iki kadın üyemiz var. 13 kişilik üst yönetim ekibimizde ise beş kadın bulunuyor.

Allianz olarak, kadın çalışanlarınıza sağladığınız imkanlar neler?

Büyük oranda kadınlardan oluşan, üst yönetim kadrolarında dahi kadınların ön planda olduğu iş gücümüzün Allianz’ın yenilikçi ve vizyoner kurum kültürünü oluşturmamızda büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu, elbette grup olarak da Allianz’ın vizyonunun bir yansıması. Biz Allianz Türkiye olarak kadın dostu şirket uygulamaları ile kariyer ve özel yaşam dengesini gözetiyoruz. Esnek çalışma saatleri ve uzaktan çalışma uygulamalarımızla çalışanlarımızın kendi iş planları çerçevesinde rahatlıkla hareket etmesine imkan tanıyoruz. Ayrıca, annelerin çalışma hayatında eşit değerlendirilmesine özen gösteren bir politikamız var. Bu politika çerçevesinde hamileyken işe alınan da var, doğum izninde terfi eden de.

İş hayatında başarılı olmanın sırrı sizce nedir?

Tutkuların peşinden gidilen yolda hata yapma ihtimallerini bilmek, yine de korkmadan, cesaretle risk almayı başarabilmek, eğer bir hata yapmışsan da o hatalardan ders çıkartmayı başarabilmek… Bütün bunlar konfor alanından çıkıp farklı tecrübeleri deneyimleyebilmekten geçiyor. Farklı kültürleri, bakış açılarını ve iş yapış yöntemlerini gözlemlemek de buna ayrı bir değer katıyor.

Bu konuda, Türkiye’deki kadın yönetici adaylarına önerileriniz neler?

En başta yüreğinizin sesini dinleyin. Seveceğiniz ve mutlu olacağınız bir kariyeri tercih etmeniz gerçekten çok önemli. Hedeflerinizi belirlerken, gücünüzün farkında olun. Yapabilir miyim endişesi taşımadan, cesaretle ve özgüvenle ilerleyin. Bu hedefleri belirlerken, sadece başarı odaklı olmamak, aynı zamanda sonuçlarından mutlu olmayı da hesaba katmak gerekiyor. Bu nedenle verimliliğe odaklanarak, iş ve özel yaşam dengenizi her ikisinden de taviz vermeden kurabilmenin yollarını arayın. Hedeflerinize ulaşma yönünde çaba gösterirken, her tecrübeyi bir kazanım olarak değerlendirip, yaşanacak zorlukların üstesinden gelebileceğinize inanın.  Merak edin, sorgulayıcı olmaktan kaçınmayın, inanç ve sezgilerinizi mantık süzgecinizden geçirmek kaydıyla savunmaya devam edin. Yönetim becerilerinizi, profesyonel yetkinliklerinizi geliştirmek için kendinize yatırım yapın.

Sizin başarı yolunda attığınız en önemli adımlar nelerdi?

Yurt dışına gitmeye karar vermem kadar, New York, Boston ve Münih’te geçen 15 yıllık deneyimin ardından yeniden Türkiye’ye dönüş yapmaya karar vermem, profesyonel iş yaşantımdaki en önemli dönemeçlerdi diyebilirim. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda, hangi adımın atıldığından ziyade, yeri ve zamanı geldiğinde mevcut düzenden çıkabilmeyi başarmanın, korkmadan o adımı atabilmenin ne kadar önemli olduğunu görüyorum. Her zaman, yapabileceğimin en iyisini yapmak için özen gösterdim ve bunun için de çok çalıştım. Yeri ve zamanı geldiğinde risk alabilmeyi ve mevcut düzenimden çıkarak cesaretle adım atmayı önemsedim. Başarı ve kariyer ardından geldi.

Aylin Somersan Coqui:

  • 1976 yılında İstanbul’da doğdu. Lise eğitimimi Robert Kolej’de, üniversite eğitimimi ise ABD’de bulunan Davidson College’da Ekonomi ve Almanca ana dalları ile yan dal olarak Uygulamalı Matematik Bölümü’nden mezun olarak tamamladı. Harvard Üniversitesi’nin İşletme Bölümü’nde yüksek lisans yaptı.

  • Kariyerine 1998 yılında New York’ta, Morgan Stanley Bankası’nda Yatırım Bankacısı olarak başladı. 2003 yılında merkezi Münih’te olan ve Allianz’ın çatısı altında bulunan küresel varlık yönetimi şirketi Allianz Global Investors şirketine katıldı.

  • 2005 yılında, bir başka Allianz kuruluşu olan dünyanın en büyük fon yöneticilerinden biri olan Pimco’ya geçerek, Münih, Newport Beach ve Londra ofislerinde beş yıl süreyle çalıştı.

  • Pimco’da üst düzey Başkan Yardımcısı ve Kurumsal Müşteriler İsviçre Sorumlusu olarak görevine devam ederken, aldığım teklif üzerine, 2013 yılında Allianz Sigorta ile Allianz Hayat ve Emeklilik’in Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak Türkiye’ye dönüş yaptı.

  • Yapı Kredi Sigorta ve Yapı Kredi Emeklilik’in satın alınma sürecinde sorumluluk aldı. Sürecin tamamlanmasının ardından Temmuz 2013 itibarıyla Allianz Yaşam ve Emeklilik’in de Mali İşler Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildi ve Yönetim Kurulu Üyesi seçildi.

  • Ocak 2016 tarihinden bu yana Allianz Türkiye CEO’su olarak görev yapıyor.

  • Yoğun iş gündemi içinde; hem hobi olarak hem de sakinleşmek, zindelik kazanmak, yenilenmek ve konsantrasyonunu arttırmak açısından sanat ve spora da zaman ayırıyor. Takım çalışmasını seviyor. Uzun yıllar basketbol oynayan Aylin Somersan Coqui, halen de oynamak için fırsat yaratıyor. Ayrıca, koşmaya, cross-country kayak yapmaya çaba gösterdiğini söylüyor. Müzik ise vazgeçilmezler listesinin önemli bir parçası. Hem bir dinleyici olarak müziğin içerisinde, hem de piyano dersleri almaya devam ediyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.