Dünyanın büyük “girişimcileri” gibi sizde küçük bir yerde başlatmışsınız yemeksepeti’ni, Sıfır noktasının ortamını biraz anlatır mısınız? Size güç veren ortamdaki eşyalar, siz nasıldınız? Ne hissediyordunuz?
Yemeksepeti’ni 2001 yılında, Melih Ödemiş, Gökhan Akan ve Cem Nüfusi ile birlikte 40 metrekarelik bir ofiste kurduk. Yola o küçük ofiste yalnızca 4 kişi başlamış olsak da, Yemeksepeti fikrinin bizi önemli yerlere taşıyabileceğini biliyorduk. Ancak, teoride projemiz ne kadar iyi olursa olsun, Türkiye’de insanların hayatında internetin olmadığı, bilgisayar sahipliğinin düşük olduğu bir dönemde fikrin kullanıcılar tarafından pratikte ne kadar tutulacağı belirsizdi.
İş modelini doğru konumlandırmıştık. Farklı yemek siparişi modellerini Silikon Vadisi’nde bulunduğum süre içerisinde gözlemleme şansım olmuştu. Bu bana ilham oldu ve yemek alanındaki sürdürülebilirlik potansiyelini görmemi sağladı. Sonrasında Yemeksepeti modelini tamamen özgün bir şekilde, tüm detayları Türkiye’deki koşullara ve tüketicilere göre oluşturmuştuk. Doğru bir ekiple bir araya geldik ve 7/24 çalışmaya başladık.
Restoranlara internetin potansiyellerini anlattığımızda ve sevilen, güvenilen markaları Yemeksepeti üyesi yaptığımızda, kullanıcıları da ikna etmeyi başardık. Bir kez ikna olduklarında, vazgeçmeden geldiklerini gördük. Tüm bu çabalarımız sayesinde, sürecin lehimize işlemesini sağladık. Sıfır noktasında bize güç veren en büyük motivasyon fikre olan inancımız, en büyük sermayemiz ise beyin gücümüz ve kendi alanlarımızdaki uzmanlıklarımızdı. Özellikle benim için, iki büyük tutkumu, yemek ve interneti birleştirebilmiş olmak, bugün bile halen çok heyecan verici.
Hedef koyma ve plan yapma; iki önemli temel taşı. Bu iki kavramın Nevzat Aydın sözlüğünde karşılığı nedir?
Benim hedefim her zaman, tutkuyla bağlandığım bir fikri, insanların hayatını ve yaşayış şekillerini değiştirecek bir iş modeline dönüştürebilmektir. Tüm planlarımı da bu hedef doğrultusunda yaparım. Hatta bugün yatırım yaptığım girişimlerde de, iş fikrinden ziyade girişimcinin kendisine bakıyorum. Bir girişimci eğer tutkuyla hareket edebiliyorsa, insanların hayatına değer katmayı hedefliyorsa ve planlarını önüne çıkacak engelleri aşabilmeye yönelik olarak yapıyorsa, herhangi bir fikri başarıya taşıyabilir diye düşünüyorum.
Bir işin ilk adımdan alıp büyük bir dev yaptınız. İlk adımdan zirvenize olmazsa olmazlarınız nedir?
İlk kurulduğumuz günden bu yana olmazsa olmazımız ‘kullanıcı memnuniyeti’. Bahsettiğim gibi, bizler Yemeksepeti’ni Türkiye’de internetin potansiyellerinin tam olarak anlaşılmadığı bir dönemde kurduk. İnsanların bizi kullandıkça geri gelmeye devam etmelerinin nedeni, onlara mükemmel hizmet vermeyi önceliğimiz haline getirmiş olmamızdı. Zamanla restoranlar onlar için yeni bir ciro kanalı olduğumuzu, kullanıcılar da hayatlarını kolaylaştırdığımızı anladı. Bugün halen kullanıcılarımızın yemeklerine en hızlı, en doğru ve en avantajlı şekilde ulaşmasını sağlama ve iş ortağı restoranlar için değer yaratma hedefiyle hareket ediyoruz.
Bir diğer olmazsa olmazımız ise, ekibimiz ve çalışma ortamımız. Yemeksepeti’nde ilk günden beri, alanında en iyi olan, hayatı farklı tonda yaşayan insanlarla bir araya geldik. Bugün en alt pozisyondan direktör seviyesine kadar, çalışanlarımızın ortak özelliği hepsinin kendine has bir tutkusu olmasıdır. Bu kişiler, yaratıcılığa, yeni fikirlere, öğrenmeye açık, iletişime ve şeffaflığa dayalı çalışma ortamımızda potansiyellerini diledikleri gibi kullanabiliyorlar; Yemeksepeti’ni her daim ileri taşıyan adımlar atabiliyorlar.
Sonuç olarak Yemeksepeti yalnızca kendini büyütmedi, Türkiye’de e-ticaret sektörünün gelişimine de büyük katkı sağladı. Hem yeme-içme sektörünün hem de tüketicinin güvenini kazanarak internetten satın alma alışkanlıklarını şekillendi. Kullanıcılarında yarattığı bu güven ve sadakat sayesinde, önemli yatırımlar alarak Türkiye’de e-ticarete inancın sağlamlığını ortaya koydu.
Nevzat Aydın iş haricinde en çok ne yapmaktan hoşlanır? Enerji kaynağı nedir?
Futbol, çizgi romanlar, müzik yeni yemekler keşfetmek bana her zaman enerji verir. 20 yıldır Zagor’un hiçbir sayısını kaçırmadım. Bugün 2000’den fazla romanı içeren bir koleksiyonum bulunuyor. Futbol da vazgeçilmezim. Dünyanın dört bir yanındaki farklı liglerden futbol etkinliklerini takip ediyorum, elimden geldiğince gidip yerinde izliyorum. Müzik gençlik yıllarımdan beri hep yanımda. En sevdiğim grup U2’dur. Yemek ise, en büyük enerji kaynağım. Yeni yemekleri ve mutfakları denemeyi çok seviyorum. Yemek benim için dünyayı keşfetmenin kısa bir yolu, bu yüzden de seyahat programlarımın çoğunu iyi restoranlar etrafında kurguluyorum.
Bunların dışında, internet dünyasındaki yeni yatırımları, iş modellerini ve başarılı genç girişimcileri takip etmek, bu alanda farklı ve zihin açıcı bilgiler edinmek de büyük keyif alarak yaptığım şeyler.
Son olarak, sanata meraklıyım. Yemeksepeti Kampüs’teki odamda Fikret Mualla’nın eserleri bulunuyor. Koleksiyonumu geliştirmeye devam ediyorum.
Genç girişimcilere söyleyeceğiniz tek cümle nedir?
Hedefiniz, insanların “Hayatımızda bu yokken biz ne yapıyormuşuz” demesini sağlayacak bir işi hayata geçirmek olsun. Benim için başarının en önemli kıstası budur.
Yemeksepeti.com’un 2017 hedefleri nedir?
2016 Yemeksepeti için çok verimli ve hareketli bir yıldı. İlk yarıda büyüme oranlarımız yüzde 70 seviyesine ulaştı. İlk 10 ayda kullanıcı sayımızı yüzde 42 arttırdık. Artan talepleri karşılamak için sistemimize binlerce yeni restoran ekledik. Ekibimizi 447 kişiye çıkardık. Bunun yanı sıra, yılsonunda Vale ürünümüzü tanıttık. “Artık hiçbir lezzet ulaşılmaz değil” mottosuyla yola çıkan bu proje ile artık kullanıcılar, premium lezzetler, lokal tarifler gibi yeni seçenekleri de eve sipariş verebilmeye başladı. 2017 yılında bu hizmetin daha da yayılmasıyla, Türkiye’de yemek siparişi algısının değişmeye başlayacağını düşünüyorum. Bu da hem Yemeksepeti hem sektör genelinde yeni potansiyel alanları açacak. Ek olarak, yeni restoranlar, yeni kullanıcılar, pazarlama çalışmaları ve yaratıcı projelerle, bu yıl da 2016’daki büyüme oranlarımızı sürdüreceğimizi öngörüyorum.
Baş döndürücü şekilde gelişen dijital dünyada yemeksepeti’nin gelecek adımları nasıl şekillenecek?
Online yemek siparişi sektörünün potansiyellerini kullanmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugün eve yemek siparişlerinin yüzde 80’inden fazlası telefonla veriliyor. Yani halen ulaşmamız gereken çok büyük bir pazar var. Öte yandan, yemek siparişine yönelik beklentiler hiç durmadan artıyor ve internet penetrasyonunun artması ve internetin içine doğan neslin tüketici haline gelmesiyle bu hizmeti talep eden kitle sürekli büyüyor. Özellikle üniversite öğrencileri veya beyaz yakalıların yemeğe daha kolay, daha uygun fiyatlı ve daha hızlı erişme ihtiyacı ve isteği bu alandaki yeni yatırımları tetikliyor. Bizler de, özellikle kendi alanımızda dijitalleşmenin önünü açan bu gelişmeler doğrultusunda, en yeni teknolojileri ve en yaratıcı fikirleri Yemeksepeti’ne entegre etmeyi sürdüreceğiz.
Online alışverişin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? “Gelecekte sokakta mağaza kalmaz” fikrini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu fikre katılmıyorum. Ancak artık bir mağazanız varsa, bunun amacı yalnızca bir ürün satmak da olmamalı. Kapıdan giren müşterinize farklı bir deneyim sunabiliyorsanız, fizik mekanı markanızı müşterilerinize anlatmak için bir iletişim aracı olarak kullanabiliyorsanız, özetle tüketiciye e-ticaret sitelerinin yaptığına ek bir değer sunabiliyorsanız, ayakta kalabilirsiniz. Bu doğrultuda, geleneksel ticaretin büyük oranda e-ticarete kayacağı da aşikar.
Yemeksepeti’nin kurucusu olarak Nevzat Aydın ne yer? Hangi yemekleri tercih eder?
Genelde kahvaltı ve öğle yemeğinde çok ağır ve büyük porsiyonlar yemem. Ofisin mutfağında o gün ne çıktıysa, onu yerim. Akşam yemeklerinde ise kuvvetli menülerden yanayım. En sevdiğim yemekler paella, penne, panna cotta üçlemesidir. Madrid, New York ve Londra’da her gittiğimde uğradığım, yemeklerini çok beğendiğim restoranlar vardır. Fakat Türk mutfağından da vazgeçmem. Türkiye’de farklı semtlerde köşe bucak gezip sürekli yeni yemekler denemek benim için çok büyük bir zevk. Karadeniz pidesi, köfte-piyaz, Hatay yemekleri ve Osmanlı mutfağı favorilerim arasındadır.